“Bir Kez Daha “Kahrolsun Aşiretçilik!”

Geride bıraktığımız hafta yazdığım aşağıdaki  yazıma, Şırnak’lı duyarlı”aydın” okurların gerek telefonlarla gerekse elektronik posta yolu ile”mail” olumlu tepkilerini göstermeleri beni sonderece mutlu etmiştir. Aşiretçilik (feodalite) hastalığının sonbulması  gerektiğini vurgulayarak bizlerle aynı fikirde olduklarını dile getiren değerli okurları kırmayarak yazımı”aynı zamanda konunun  hassasiyeti acısından”  affınıza sığınırak tekrar yayınlıyorum.

       

“Tartışmak, bir konu üzerinde farklı görüş sunmak ya da farklı görüşleri savunmak...Eğer bir sorunu çözmeye niyetliyseniz, sağlıklı çözümler istiyorsanız, o konu hakkında farklı görüşler ortaya konması, tartışılması sorunun sağlıklı çözümlere kavuşmasında en önemli etkendir. Ama bizde kolay değildir farklı düşünceler ortaya koymak. Neredeyse ayıp sayıldığı için sorunlarımızı da çözemiyoruz. Aile geleneklerimizde babanın, okulda öğretmenin, siyaset yaşamında liderlerin görüşleri dışında görüş ileri sürmek çok zordur. Devlet babanın resmi görüşleri dışında da farklılık getirmek kolay değildir. Düşünce farklılıkları zenginlik sayılabilecek iken bizde genelde ayıplanır. Şu çok açık bir gerçektir ki; kendi yanlış değerlerini sorgulamayan veya tartışmadan kaçan toplumlar sağlıklı hiçbir aşama kat etmemek- le beraber gelişen toplumların da alay konusu olmaya mahkum kalacaklardır. Değerli okurlar; adı ne olursa olsun yapıcı olmak kaydıyla tartışmaktan kaçınmayalım. Avrupa toplumu Orta Çağını sorgulayarak, tartışarak ancak aşabilmiştir. Kendi rönesansını(aydınlanma çağı) başlatan Avrupa toplumu ruhban sınıfının ve derebeylerinin (aşiret mantığıyla yaptıkları) zulmüne, hakimiyetine bu şekilde son vermiştir.

Kendi toplumumuza "genelde Guneydoğu özelde Şırnak" gelince; üzülerek belirtmem gerekir ki 21.Yüzyılda bizler hala feodalizmin, aşiretçiliğin ve İslam dini ile yakından-uzaktan  ilgisi olmayan din kisvesi altında hurafelerin yüzlerce örneğinin yaşandığı  bir toplumuz...

Kız çocuklarımızı okula göndermeyerek,erkek çocuklarımızı da”okuyup ta ne olacak ,para getiren en iyi meslek şoförlüktür” deyip okula devam etmesini engelleyerek veya hiç ilgilenmeyerek kendimize ve evlatlarımıza en büyük kötülüğü yapmaktayız.

Sizden olan kaç doktorunuz, kaç mühendisiniz,kaç bilim adamınız,kaç öğretmeniniz var? Kendinize sordunuz mu acaba, çok merak ediyorum? Yaşadığımız toplumda kan davaları gibi, toplumun huzurunu bozan aşiret kavgaları gibi evlenmelerde berdel gibi, ölen evli kardeşin eşinin eltsiye zorla evlendirmesi gibi, veya kız-erkek çocuklarımızı kendi seçimlerine karşı çıkarak zorla evlendirerek,birde gençlere sohbetlerde söz verilmemesi ve kendi iradesiyle geleceğinin profilini çizme olanağının tanınmaması gibi, bazı insanların doğuştan bazı vasıflarla tanımlanması gibi(ağalık,  şehylik, aşiretçilik vs...) çağdışı uygulamalar hala yaşanmaktadır. Sevgili Şırnaklılar; Yukarıda çizdiğim tablo hoşunuza gitmeyebilir, ama ne yazıkki  gerçek... Maalesef bu çağdışı tablo bütün Güneydoğuda hala etkin bir konumda. Bu gerçeği değiştirmenin tek yolu; önce bu yanlışları sorgulayarak,  tartışarak, ilme, bilgiye, bilime,toplumsal barışla gereken önemi vererek kendi rönesansımızı gerçekleştirme yolunda mesafe alabiliriz.

Değerli Şırnak'lılar; lütfen yanlış düşünce ve tabularımızı tartışmaktan ve sorgulamaktan kaçınmayalım. Öncelikle kendi öz eleştirimizi yaparak işe başlamalıyız. Amacımız hep kazanım olmalı. Bizler kan,gözyaşı,sosyal kaos(kargaşa) anlamsız  mide bulandıran saçma sapan aşiret kavgalarını istemiyoruz. kim kime ne nedenle yaparsa yapsın, bu tür kavgaları çıkartanları, barışla uzlaşıya  gitmek yerine büyütenleri, başvuranları, körükleyenleri, bundan nemalananları  nefretle ve şiddetle kınıyorum. Ve aynı zaman da, nedeni, sebebi, haklı haksız vs vs çıkış noktası ne olursa olsun"aşiretçiliğin körüklediği kavgaları herkes, aydın bir gelecek isteyenler nefretle kınamalı şiddetle karşı konmalı. " Toplumsal barışın önündek en büyük nedenlerin başında bana göre kesinlikle aşiretçilik anlayışı gelmektedir. Genelde  Guneydoğu özelde Şırnak bölgesinin başına bela olan aşiretçilik 21. yüzyılda hala prim buluyorsa bundan herkes utanç duymalı. Ve  kesinlikle buna katkı sağlayanlar da bana göre  kendi toplumlarının ihanetçileridir.  Kin, nefret, düşmanlık, kan gözyaşı, kara cehalet  dışında hiç bir kazanımı olmayan aşiretçilik anlayışı bir an önce bizi terketmez ise, biz kan vermeye,göz yaşı dökmeye ve başka toplumların alay konusu olmaya devam edeceğiz  diyorum.

Değerli Şırnak'lılar,  Hiçbir toplum böylesi bir tabloya layık olamaz diye düşünüyorum.  

Bunu değiştirmenin tek yolu bir birimizi sevmekle, barışla, ilimle,bilgiyle ve gerek kız evlat, gerekse erkek evlat bütün çocuklarımızı okutmakla işe başlamalıyız. Sosyal barışı isteyerek,dini inançlarımızı özümseyerek,önemseyerek,ekonomik ve manevi varlığımızı tüm insanlığı kuşatacak derecede cömertçe sergileyerek bu misyonumuzu sürdürmeliyiz.

Ben bunu başaracağımızdan umutluyum, sizlerde umutlu olun Değerli Şırnak'lılar...

Birileri uzaya turlar düzenlerken, aşiretçilik gibi çağın gerisinde utanç tablosu  bizim kaderimiz olmamalı. Yaşadığımız topraklar bir zamanlar büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Gelin, tarihi yeniden inşa etmek için hepimiz toplumun bütün fertleri olarak; babalar,anneler, aydınlar, yöneticiler, komutanlar, seçilmişler ve siz gençler;bu mukaddes duvarda birer tuğla örelim.

Adı bilgi,adı sevgi,adı bilim,adı barış,adı insan gibi yaşam olan her bir tuğlada adınız olsun. Yarınlarda çocuklarınız,torunlarınız bu tuğlalarda adınızı gördüklerinde sizinle gurur duyacaklardır. Bu duvarın harcında alınterimiz, çimentosunda beynimiz,altyapısında inancımız ve bütün organlarında yüreğimizin imzası olan bir gelecek yaratalım.

Ve geleceğin adı,umut olsun,sevda olsun,barış olsun,adı hep kazanım olsun. Çünkü hiçbir şey, adı ne olursa olsun insandan, sizden daha değerli değildir...  Ve ben, toplumumuzun utanç kaynağı olan aşiretçilik mantığını şiddetle kınıyor, bir vatandaş olarak, Şırnak'a gönül veren bir kardeşiniz olarak bütün insanı yüreğimle "KAHROLSUN AŞİRETÇİLİK”KAHROLSUN FEODALİZM DİYORUM." YA SİZ?

Eğer amacınız bir yıllık ise, pirinç ekiniz,eğer amacınız on yıllık ise,  ağaç ekiniz,eğer amacınız yüz yıllık ise, İNSAN YETİŞTİRİNİZ...

Dündar Sansur..._21.08.2006

 
 
 
 

Copyright © 2008 Dündar Sansur.Her hakkı saklıdır.

www.dundarsansur.com

Tasarım:Faruk GÜNEŞ