Aydınlık bir Yarın Adına...

Toplumların birlikte mutlu yaşama şansları o toplumların ne derece paylaşımcı olmalarıyla ölçülüdür.Bir toplumu toplum yapan temel etken o toplumun alt yapısının ne derece sağlıklı olduğudur. En önemli kriterler ise, sağlıklı eğitim, inanç değerleri, etik(ahlaki) özellikler, sosyal yardımlaşma ve toplumsal barıştır...Alt yapısı çürük toplumlarda eğitim bir trajediye,inanç değerleri yok olmaya ,etik özellikleryozlaşmaya,sosyal yardımlaşma ben merkezci bir anlayışa,ve toplumsal barış yerini sosyal kaoslara bırakmakla beraber o toplumlarda kan,gözyaşı,savaşlar,kin,nefret, feodalite(Aşiretçilik) ve korku psikolojisi eksik olmayacaktır.

            Daha da ötesi o toplumlar tarihin çöplüğüne atılmaya mahkum olacaklardır. Bizler elbette böyle bir toplum olmak istemeyiz, hiç kimse olmak istemez,çünkü bu bir kader değil,daha doğrusu kader olmamalı,hiçbir toplum böyle bir geleceğe layık olmamalı diye düşünüyorum.

            Sizler bu toplumun aydınları, seçilmişleri, yöneticileri, ekonomistleri, anneleri, babaları, kısaca insanları, eğitime gereken değeri ve önemi,inanç değerlerine saygıyı,etik özelliklere sağlıklı sahiplenmeyi, sosyal yardımlaşmayı toplumun tamamına yaymayı ve barışı bir çocuğun gözlerinde güneşleri barındırması gibi yüreklerimizde büyütüp yüreklere pozitif bir salgı boyutunda salgılamayı bir dava,bir sevda,bir aşk,bir büyük proje sayarak ancak önüne geçebiliriz. Bu projenin hayata geçirilmesi için yapmamız gereken tek şey; inanmak ve  önemsemektir. Bunu başarmaktan da başka bir alternatifimiz bulunmamaktadır. Bu ölümle yaşam arasında seçim yapmak kadar ince bir çizgidir.

            ***

            Biz elbette yaşamı,geleceği,yarınları seçeceğiz. Bunun içinde yapılması gereken şey toplumun her bir bireyi bu büyük projede birer gönüllü amele  gibi çalışmalı,bu çalışmaya yüreğini katmalı,bu çalışmanın  önderleri; aydınlar, seçilmişler, atanmışlar ve eğitimciler olmalıdır. Çalışmanın adı bilgi,bilim,hoşgörü,güven,sosyal yardımlaşma, insanlık  barışına yürek verme anlayışı,özveri,fedakarlık ve azim olmalı. Herkes bu toplumsal çabada birer tuğla örmeli, yarınları bugünlerde yaratma cabası bir dava, bir aşk,bir hedef olmalı.

            İnanınız ki, bu kutsal bakış açısı, arabalar almaktan, yüksek binalar dikmekten ve  herşeyden   daha büyük, daha değerli, daha mukaddes bir kazançtır.

            Çünkü yukarda saydığımız mukaddes kavramların her bir ayağı bir toplumun ayakta kalması için olmazsa olmazlarıdır.   Gelin, kendi toplumumuzu layık olduğu yere hep beraber götürelim. Hala vaktimiz var, geç kalmış değiliz,yarınlar geç olmadan,bizler geç kalmadan haydi kolları sıvalım. Yoksa tarih bizi affetmeyecek, yarınlar bizi affetmeyecek, geleceğimiz karanlıklara bir zifiri katacak,çocuklarımız bizden aldıkları kötü mirasla bizden lanetle söz edecek. En önemlisi kendi değerlerini yaratamayan pasifist(silik) bir toplum,salt güdüsel yaşayan ve sömürülmeye elverişli, yaşayan ölüler olarak tarihin çöplüğünde  en zavallı, en rezil, yerini almış  oluruz...

            Geleceği en parlak toplum yatırımını "en fazla" eğitime yatırım yapan toplumdur. Daha aydınlık yarınlara ve layık “olduğu yere getirmek adına”  bir Şırnak’ı  yaratmak için insan eğitimine ciddi yatırımlar kutsal bir emek harçamak için kendimize söz verelim…diyorum.

            Bu işe çocuklarımızdan başlayabiliriz geç kalmadan?...

            Sevgiyle..

Dündar Sansur...-25.07.2006

 
 
 
 

Copyright © 2008 Dündar Sansur.Her hakkı saklıdır.

www.dundarsansur.com

Tasarım:Faruk GÜNEŞ